Fotoğraf ve Müzik

Ben seminerlerin ilk dersinde fotoğrafçılığın benzediği başka bir sanat dalından bahsederim. Bildiğiniz gibi, fotoğraf dediğimiz şey, 'ışık' dediğimiz dalgaları, 'fotoğraf makinası' dediğimiz enstruman yardığımıyla istediğimiz şekilde biçimlendirerek izleyiciye sunmaktır.. Aynı şekilde, müzik de 'ses' dediğimiz dalgaları, 'müzik aleti' dediğimiz enstrümanla şekillendirmektir.. İki sanat dalı temelde aynı şekilde oluşturur eserlerini...

Müzikte "armoni" denen bir şey vardır biliyorsunuz (tabii ben müzisyen değilim, müzikle ilgili arkadaşlar varsa onlar daha iyi bilirler).. Armoni, zaten kelime anlamıyla (harmony) "uyum" anlamına gelir, ve birbiriyle uyumlu, birlikte çalındıklarında insan kulağına hoş gelen nota dizilerini tanımlar. Mesela "do major" dizisi içindeki notalar bellidir, ve bunlar birbiriyle uyumlu notalardır, siz o notaları belli bir sıralama içinde çalıp eseri oluşturursunuz. Veya aynı dizi içinde birden fazla notaya basıp 'akor'lar oluşturursunuz..

C Major dizisi

Fotoğrafçılıkta bu, "netlik", "perde hızı", "diyafram değeri", "asa" gibi teknik değerlere karşılık gelir. Kafanızdaki fotoğrafı çekmek için bu değerleri birbiriyle uyumlu olarak kullanmanız gerekir, yoksa fotoğraf istediğiniz gibi çıkmaz.

Ancak... Farzedin ki, bu major, minör, pentatonik, vs dizileri çok iyi biliyorsunuz.. Yani armoni bilginiz çok iyi.. Armoni bilgisi temel bir bilgidir, ve eseri oluşturmak için 'gerekli' şarttır. Fakat malesef 'yeterli' şart değildir. Çünkü belli bir dizi içinde notaları çalabilirsiniz ama korkunç bir melodi çıkabilir, ve dinleyen kimse zevk almaz. Yani müzik parçasının 'teknik' doğruluğu yanında, bir de 'içerik' olarak güzelliğinin olması gerekir. Bazı parçalar sizi duygulandırır, bazısı dans etme isteği uyandırır, kiminde dayanamaz kalkar göbek atarsınız.

Fotoğrafta da, ışık ölçümü, netlik ve alan derinliği mükemmel fotoğraflar çekebilirsiniz. Ancak  fotoğrafın içeriğine yeteri kadar önem vermemişseniz, o fotoğrafa bakan insanda (ve en önemlisi sizde) herhangi bir etki yapmayabilir... Bunu bir roman yazmaya da benzetebilirsiniz..Yazdığınız roman gramer açısından kusursuz olabilir, cümleler dilbilgisi açısından mükemmel olabilir. Ancak hikayede iş yoksa okuyucunun duygularına hitap edemezsiniz.

İşte bunun için, fotoğrafta içeriğin izleyenler için yaratacağı etkiyi belirleyen bazı kurallar vardır.. Bu kurallar topluluğuna "kompozisyon" denir.. Hoş bir tesadüftür ki, müzikte de buna 'kompozisyon' denir (hatta yazıda da :)) . Bu kompozisyonları yapan şahıslara da "kompozitor" deniyor. Bu insanlar 'beste' yaparlar. Yani armoni bilgisini kendi duyguları, tecrübeleri, değer yargılarıyla birleştirip dinleyenlerin duygularına hitap eden eserler oluştururlar.

Her fotoğrafçı, bir 'kompozitor'dür aynı zamanda. fotoğraflarını çekerken hem teknik yanına, hem de 'kompozisyon'una gereken dikkati göstermek zorundadır. Birinden birinin eksik olduğu fotoğraflarda hep eksik bir tad olur..

Fotoğrafta kompozisyon, "fotoğrafa bakan insan önce o fotoğrafın neresine bakar, fotoğrafta bir konuya dikkat çekmek için esas konu fotoğrafın neresinde olmalıdır, fotoğrafa bakan insani bizim istediğimiz yere yönlendirmek için yardımcı ögeleri nasıl kullanırız" gibi konular için belli başlı kuralları belirler. Bu yüzden de çektiğiniz fotoğrafa eğer başka insanların bakıp da sizin vermek istediğiniz mesajı almasını isterseniz, o zaman bu kompozisyon kurallarına uymakta fayda vardır, çünkü bunlar uzun zaman içinde ortaya çıkmış evrensel kurallardır..

Bizi Takip Edin!