Dijital Fotoğraf Makinası Alacaklara (ve Kullananlara) Öğütler

Dijital fotoğraf makinası alırken - Bölüm 4

5-DSLR Makinalar

DSLR makinalar henüz çıkalı çok az olmasına rağmen fiyatları 10 bin dolarlardan 800 dolarlara kadar düştü (amerika fiyatları tabii)... Temel olarak bildiğimiz refleks makinaların digital halleri. Aralarında ne fark var kısaca özetlemek gerekirse,

- DSLR makinalarda film yerine ışığa duyarlı bir sensor kullanılıyor, Canon bir kaç model dışında CMOS kullanıyor, diğerleri CCD.. Detayı çok önemli değil, ikisinin de işlevi ayni.

- DSLR makinalar filmin ASA değerini simüle edebiliyorlar. O yüzden de bir pozu 100ASA da çekip öteki pozu 1600 ASA da çekebilirsiniz. Tecrübesi olanlar diyor ki, 1600 ASA filmden çok daha temiz sonuç veriyormuş DSLR 1600 AŞAsı.. TAbii zevk meselesı, gren seviyor olabilirsiniz. Bir de örneğin "50 asa 15 snden uzun pozlamalarda 25 ASA imiş gibi davranır, 30 saniyeden daha fazla pozlamalarda 12 asa gibi davranır" tarzı akılda tutulması gereken bazi teknik konuları düşünmenize gerek kalmaz, çünkü DSLR da 100Asa nin ışığa verdiği tepki hep aynıdır, zamanla değişmez..

- SLR makinalarda objektif önüne filtre takarak ya da fotoğraf çekilecek ortam için özel film kullanarak ayarlanan beyaz dengesı, DSLR makinalarda bir tuşa başarak ayarlanıyor. Gelişmiş DSLR makinalarda bu beyaz dengesi Kelvin cinsinden girilebiliyor.O yüzden ince ayar yapmak mümkün. Hatta 'white balance bracketing' diye bir şey var, siz deklansöre bastığınızda ayarlanmış olan beyaz dengesi ayarında, biraz daha sıcak
tonlarda ve biraz daha soğuk tonlarda olmak üzere üç farklı fotograf çekiyor. Bir de bunu 'exposure bracketing' le birlkte kullanırsanız, yanı aynı şeyi pozlama için yaparsanız, bir sahneyi çekerken elinize 9 ayrı farklı fotograf geçiyor (3 beyaz dengesi varyasyonu X 3 pozlama varyasyonu)..

- DSLR makinalarda resmin rengi, kontrastı, parlaklığı, keskinliği vs gibi parametreler önceden değiştirilebiliyor. Damak tadınıza ve o anki ruh halinize göre bu ayarları farklı setler halinde kaydedip sonradan tek tuşla çağırma imkanı var.

- DSLR makinaların RAW format denen bir özel formatı var (nikon'da=NEF). Eğer bu formatta fotograf çekerseniz, sensor'den gelen veri, yukarda bahsedilen hiç bir işleme tabi tutulmadan diske (ya da flash kart'a) yazılıyor , yani ne beyaz dengesı, ne kontrast değeri, ne parlaklığı hiç bir ayarı değiştirilmiyor. ANcak EXIF verilerinin içine o anda makinada ne ayarlıysa
kaydediliyor. Sonradan siz keyfinize göre o parametrelerle istediğiniz gibi oynayabiiyorsunuz. Bu formatın faydası, birincisi beyaz dengesiyle uğraşmanıza gerek kalmıyor. Makinayı yanlış ayarda unutsanız bile düzeltmek sadece bir tuşa başarak mümkün. -2 ev ile +2 ev arasında geniş bir aralıkta pozlama hatalarını dzeltebilirsiniz çektiğiniz fotograflarda. Ayrıca 8 bit
JPEG yerine 16 bit TİFF dosyası oluşturabileceğinizden renk derinliği daha fazla bir dosya üzerinde işlem yapmış olursunuz. Bu da resmi keskinleştimeden tutun da, gölgede kalmış bölgeleri açarken ve diğer işlemlerde size daha fazla hareket alanı vermiş olur.RAW dosyaları ancak özel programlar yardımıyla açılır, ve 'salt okunur' dur, yani sadece okunabilir, "RAW olarak sakla" diye bir komut yoktur.

- Pozlama toleransı açısından, JPEG çekilen fotograflar slayt filme benzerler, hatalı pozlanmış bir fotoğrafı kurtarmak çok zordur. RAW format ise daha çok negatif gibi davranır, pozlama toleransı fazladır.

- DSLR bir makinada sürprizler çok daha azdır, çünkü çektiğiniz resmi (küçük bir ekranda da olsa) anında görürsünüz. genellikle resmin ışık durumuna LCD den bakılmaz, LCD'den bakılan kadrajın uygun olup olmadığıdir. Işık bilgisi için "histogram' kullanılır. Bazı tecrübeli fotoğrafçılar (ben değil yani :)) 'ışık ölçer'den sonraki en büyük buluş' diye nitelendiriyorlar histogramı. Fotograftaki ışık dağılımı konusunda bütün fikri veren bir araçtır. Ancak onu başka bir bölüme bırakıyorum..

- SLR makinayla çekim yapan bir fotoğrafçı için DSLR makinaya geçmek bir "paradigma" değişikliğine ihtiyaç duyar. Çünkü SLR makinada problem teşkil eden bazı konular DSLR makinada sorun değildir. DSLR makina, fotoğrafçının teknik bilgisini çok ön plana çıkarmadan (hatta çok da ihtiyaç duymadan) sadece estetik duygularını yansıtmasını sağlayan bir araçtır. Bunu "DOS" ve "windows" işletim sistemleri arasındaki farka benzetebilirsiniz. DOS zamani bir dosyayı bir yerden bir yere kopyalamak istiyorsanız onu yapan komutu ve
yazım şeklini bilmek zorundaydınız. Sonra çıkan windows işletim sistemindeyse herhangi bir komut bilmenize gerek kalmadan sadece amaca odaklanabildiniz. SLR ve DSLR arasındaki fark da böyle bir şey. DSLR makinalar istediğiniz sonucu elde ettiğinizi görene kadar deneme yanılma yapma şansı tanıdığı için fotoğrafçılığın teknik yanını çok hızlı ve etkin bir şekilde öğrenmenizi sağlar. Zaten bir süre sonra artık kafanızda o kadar yer eder ki, deneme yanılmaların frekansı giderek azalır, bir süre sonra artık makinayı doğrultur ve çok fazla düşünmeden ayarlarını yaparsınız... Öğrenme aşamaları SLR makinalarla aynıdır ancak herhalde 100 kat kadar daha hızlı öğrenirsiniz. DSLR makinalar fotoğrafçılığın kurallarını değiştirmez, ancak fotoğrafçının dikkatini daha çok o fotoğrafta anlatmak istediği konuya yoğunlaştırmasına yardımcı olur.

- Daha önce de yazdığım gibi bütün fotograflarin içinde çekilme anındakı ayarları yazar. Bu bilgilerin çok değişik kullanım şekilleri vardır, örneğin yanınıza alacağınız bir GPS cihazı ile yaptığınız gezi sırasında çektiğiniz fotograflari senkronize ederek (yani GPS ile fotoğraf makinasının saatlerini önceden ayarlayarak) harita üzerinde gezdiğiniz yerlerde hangi fotograflari çektiğinizi otomatik olarak işaretletebilirsiniz. İlgilenenler http://www.inertıa-llc.com/sandbox/topofusiontest/index.html adresini ziyaret edebilirler. Daha profesyonel kamera sistemlerinde GPS cihazı bir
bağlantıyla kameraya bağlanabilir.

- DSRL makina kullanınca 'karanlık oda'ya ihtiyaç olmayacağı doğru değildir. Karanlık odaya DSLR makinalar da ihtiyaç duyar, yalnız onların karanlık odası Photoshop gibi fotoğraf işleme programlarıdir.. DSLR makinalar tasarımları gereği sensorun önünde bazı filtrelere sahiptirler. Örneğin 'moire' denen ve iki parça tül'ü üst üste koyup birbiri üzerinde hareket ettirdiğinizde ortaya çıkan garip motifler olarak anlatabileceğim bir etkiyi azaltmak ve keskin kenarların fotoğraftaki görünüşlerini düzeltmek için için her DSLR makinain sensorunun önünde AA denen bir filtre vardır (Anti aliasıng).. Bu filtre çekilen fotoğrafın keskinliğini azaltarak fotoğraflar hatlarını 'yumuşatır'.. Bu nedenle DLSR makinaların çektiği fotograflar P&S makinaların çektiği fotoğraflardan daha 'soft'tur ve bu yüzden P&S makinaların çektiği fotoğraflar kameradan çıktığı haliyle göze daha hoş görünür. Genellikle DSLR makinaların çektiği fotoğraflara "USM" ya da
"unsharp maskıng" yapmak iyi bir sonuç verir. Bazı firmalar, AA filtresinin etkisini azaltarak çekilen fotograflarin makinadan çıktıkları haliyle daha keskin olmasını sağlarlar ancak bunun da riskleri vardır, karışık motifli objelerde sensorun çözebileceği detay seviyesini geçen bölümlerde 'moire' oluşur (bkz Nikon D70 - http://www.fototime.com/46E2F3957AE82C3/standard.jpg
). Bunun yanında 300d nin IR-Cut (infrared ısınlarını engelleyen filtresi) görünüşe göre Nikonlardan daha etkindir, bu nedenle D70le çekilen IR fotograflari 300d ye göre daha başarılıdır. 300d IR fotoğraflarında (saniyelerle ölçülen) çok yüksek pozlama değerleri verir.
 

Bizi Takip Edin!